spago - st. regis istanbul


İçinde "güzel" olan yorumlar
4
3.8
başak
1
5 yıl önce
şişli
terası aşırı küçük ve havalandırmıyorlar. yaş grubu olarak genelde 40 yaş üstü var genelde kasıntı bir ortam. o çevrede eğlenip yemek yiyebileceğiniz çok dahagüzelyerler var.
0
hazal
5
5 yıl önce
şişli
mekana girdiğimiz anda çokgüzelkarşılandık. çalışanlar çok kibar ve ilgili. dekoruna bayıldım çok modern ve zevkli dekore edilmiş. yemekler çok lezzetli gerçekten. somon, ahtapot, burrata ve sorbe inanılmaz iyi yapılmış ve yemesi çok keyifliydi.
0
yuksel
5
5 yıl önce
şişli
cok guzel bi manzarasi ve ambiyansi olan bi restaurant.yemek ve servis de mukemmeldi.garsonumuz cafer di ve bize cok iyi bakti.kesinlikle bir daha gidilir.
0
sena
4
5 yıl önce
st. regis i̇stanbul
kokteyller oldukça başarılı sizin zevkinize göre garson arkadaşlar yardımcı olup özenle hazırlatıyorlar.sushi servisi haftasonu olmaması biraz kötü ama yinede yemekleri ve meyve servisleri başarılı bar kısmında akşam eğlencesigüzelyüksek müzik club tarzı manzara doyumsuz fiyatlar kişiye göre değişir şık bir mekan fiyatına değer ama ortalamanın üzerinde gelen insanlarda daha seçkin.??
0
zeynep
4
7 yıl önce
şişli
yurtdisindaki restorani 2 michelin yildiz kazanmis olan unlu sef wolfgang puck'in istanbul'daki eseri olan mekan. kutlama sebebiyle haftaici bir aksam gittik, eski macka otelin yeni isletmesi olan st. regis'in teras katinda bulunuyor. aman aman bir manzarasi olmasa da (benim icin guzel bir manzarada mutlaka deniz de olmasi gerekiyor) kesinlikle hos bir macka parki ve istanbul manzarasi sunuyor. aksam 8 gibi gittik ve cogu masa doluydu, rezervasyon yaptirmis oldugumuz icin sorun yasamadik. ilk olarak cin boregi aldik, anayemek olaraksa kilic baligi ve jumbo karides aldik. hepsi cok ozenle hazirlandigi belli ve gercekten cok lezzetliydi, yalniza kilicbaligi biraz sertti. tatli olarak sufle yedik, yedigim en lezzetli suflelerden biriydi. rezervasyon yaptirirken kutlama olacagini belirttigimden tatlilarla birlikte kutlama temali bir tabak da getirdiler, buna dikkat etmis olmalari gercekten hos bir jest. garsonun onerisi olan bir kirmizi sarap tercih ettik ve cok begendik. fiyatlar ise ortalama ustu, iki kadeh sarap, saymis oldugum yemekler ve bir kadeh viski ardindan hesap 540 tl gibi bir tutarda oldu. ancak fiyat-performans dengesi olarak kesinlikle bu kaliteye degdigini dusunuyorum. her gun gidilecek bir yer degil kesinlikle ancak ozel gunler ve basbasa kutlamalar icin cok dogru bir tercih olacagini dusunuyorum, kalabalik gruplar icinse ne kadar keyifli olur bilemiyorum. bir kutlama, dogum gunu vs. icin mutlaka denk getirilip denenmeli.
0
nüvit
4
7 yıl önce
şişli
gerçektengüzelnişantaşında chocalate ın yanında terasında muhteşem manzaraya sahip sigara içmeye çıkınca keyifli oluyo çok ucuz dieğil ama giderken bunu bilerek gittiğinizden sorun olmuyo :)
0
nezaket
4
7 yıl önce
şişli
2016 sonunda bir cuma akşamı iş çıkışı 6 kişi restauranta nerdeyse aynı zamanlarda vardık. karşılama ilgi alaka gayet hoştu. rezervasyonumuz olduğu için yuvarlak geniş bir masada yerimizi aldık. gittiğimizde nerdeyse tamamen boş olan mekan gecenin ilerleyen saatlerinde tamamen doldu. servis hızı, ilgi alaka gayet güzel. yemeklerdegüzelama sanırım bir tık daha ötesini bekliyordum. eh bir de fiyattan yarım puan kırdım ama fiyat bu ayardaki restaurantlarda hep aynı yapacak birşey yok. etler tam kıvamında pişiyor. ayrıca gelen ikramlar da hoş ama öyle damak tadı olarak uçurmuyor. bir daha gidermiyim? eğer bir iş yemeği olursa bu seferki evet?
0
cihan
5
8 yıl önce
st. regis i̇stanbul
bir pazar günü tecrübe ettiğim güzide mekan?mekankn manzarasını anlatmam gerek yok zaten .yemekler ve içkiler kaliteli , garson arkadaşlar ilgili. havalarıngüzelolduğu bir günde güneşin batışını izlerken içkinizi keyifle yudumlayabilexrğiniz bir mekan.
0
ahmet
5
8 yıl önce
st. regis i̇stanbul
güzel bi yerlerde akşam yemeği diye çıkıp geldiğimiz nişantaşı'nda st regis in terasındaki spago'da bulduk kendimizi. rezervasyonumuz yoktu ancak sıcak ilişkiler sayesinde kendimizegüzelbir masa bulduk.
bişeyler yemeden önce kokteyl içelim diyip bara geçtiğimizde fotoğraflardaki kokteylleri denedik. salatalıklı (pin&needles) ve mango(peace on earth) lu kokteylleri gayet güzeldi. zaten mekândaki her kokteyl kendi imzalarını taşımaktaymış. ancak dipnot barmenlerin hitap konsunda çok başarılı oldukları söylenemez. kendilerini geliştirmeleri lazım!!!
masamıza geçtiğimizde başlangıç olarak tuna tartare gerçekten lezizdi. mutlaka denemelisiniz. steak tartare eh işte. daha iyileri tabi ki var. mac&cheese in tadi güzeldi ancak sosu daha yoğun olabilirdi. ana yemek olarak spago'nun meşhur somonlu pizzasını denedik. tadi gerçekten çok iyiydi. bir başka ana yemek olarak gelen jumbo karides ise o kadar iyi değildi. eh işte....
bunları yedikten sonra tatlıya yer çok kalmadı ancak çok çikolata sevmesem de sufle çok hafifti ve bitirilebilir bir tatlı haline gelmişti. güzeldi. limonlu tatlı ise gerçekten lezizdi. ✌?️.
mekanın manzarasıgüzelancak buraya manzara için değilgüzelşeyler yemek ve farklı kokteyller tadıpgüzelbir akşam geçirmek için gidebilirsiniz.
0
ebru
5
9 yıl önce
şişli
amerika’nın bir numaralı şefi, hollywood ünlülerin tek tercihi, oscar törenlerinin değişmez baş aşçısı, çok satan yemek kitaplarının yazarı, dev bir restaurant imparatorluğunun tek sahibi; wolfgang puck… kendisiyle bütünleşmiş spago markasını sonunda i̇stanbul’a taşıdı.

i̇lk kez 1982 yılında los angeles’te açtığı spago bugün holywood yıldızlarının vazgeçemediği bir mekan. beverly hills’de halen hizmet veren spago’nun müdavimleri kimler dersek; sharon stone, goldie hawn, michael douglas, steve martin, arnold shawazenger, leonardo dicaprio… oscar törenlerinde verilen ziyafetler de hep puck’un mutfağından çıkma. sonunda i̇stanbul’un tam da kalbinde nişantaşı’nda eski maçka otelinin yerinde 1 mart’ta açılan st regis otel’in 7. katında açıldı. hem de ne açılış. restoran 3 gün boyunca şef wolfgang puck eşliğinde ağırladı misafirlerini. ben de gezenayaklar olarak şef ile aynı masada, onun mutfağından çıkan müthiş lezzetlerin tadına bakma şerefini yaşadım. hatta birlikte mutfağına girip selfiemizi de çektik. roof’da manzara müthiş, bahar ve yaz döneminde terasta oturmak da büyük keyif. loş bir ışık hakim tüm restoranda, bu da şef puck’un özel seçimiymiş. bar da dj müziği hakim, kokteyller, ismiyle bile büyülemeye yetiyor. sunumlarda kokteyl isimleri kadar romantik. benim seçimim peace on earth… yıllardır aradığım o eşsiz fresh tat…spago i̇stanbul’un şefi peleg miron, chef wolfgang puck ile birlikte uzun yıllar çalışmış. şimdi ise i̇stanbul spago kendisine emanet. menüye gelince; menüde puck klasiği fransız mutfağı temeline, california mutfağı esintileri eklenmiş. deniz ürünleri ağırlıklı.

bizim masamıza başlangıç olarak gelen acılı tuna tartar, hem sunumu ile, hem tadı ile mükemmel bir seçimdi. ballı çıtır kornetler içinde sunulan tuna’ya avokado, zencefil turşusu, salatalık, soya sosu ve chili aioli karıştırılmış. kornetin sonuna doğru artan acısı ile muhteşem bir deneyimdi. i̇smi kadar havalı bir sunumla gelen louis soslu kuzey amerika istakozu & kral yengeç, göründüğü kadar lezzetli. i̇çinde acılı domates, yaban turbu sosu var. tüm bu karışım ise panna cotta üzerine yerleştirilip servis ediliyor. panna cotta’yı yerken peynir olduğunu düşünmüştük ancak yanılmışız. şaşırtan sürpriz tatlardan biriydi. spago’nun en önemli lezzetlerinden birinin somonlu pizza olduğunu duymuştum, ama bu kadar iyi olabileceğini tahmin etmemiştim. gerçekten anlatılmaz yaşanır. menünün en başarılı parçası somon fümeli pizza. somon füme parçaları dere otlu creme fraiche’in üzerine yerleştirilmiş. creme fraiche ekşimsi bir taze krema çeşidi, krem peyniri andırıyor. tabii ki somonlar soğuk. ve üzerindeki somon inciler; havyar…hem leziz, hem görsel olarak müthiş. somon pizzanın ardından sunulan levrek ise lokum gibiydi. buharda pişirilmiş hong kong usulü levrek; zencefili daha önce somon balığı ile denemiştim ama levreğede bu kadar yakışacağını tahmin etmezdim. i̇çeriğinde zencefil, bezelye ve chili yağı var. buharda pişirilmiş olması da lezzetine lezzet katmış.el yapımı tortellini makarna ise tam anlamı ile ağızda dağılan cinsten. tatlı bezelye, marjoram, parmigiano parmesan ile servis edildi. menüde en beğendiğim tadlardan biriydi diyebilirim. sırada et vardı. fillet migron steak; au poivre armagnac, biber sosla az pişirilmiş olarak servis edildi. yanında sunulan patates püresine comte peyniri ilave edilerek lezzeti arttırılmış. hatta sarmısak ile lezzet daha da keskinleşmiş. sunumunda ise iştah açacak şekilde püreyi show yaparak etin yanına servis ettiklerinden olsa gerek hepimiz etkilendik. etin çiğ olmasından dolayı biraz rahatsız olduğumu belirtmem gerekiyor, ancak az pişmiş sevenlerin mutluluğunu görmeye de değerdi. menünün engüzelkısmına, tatlılara geçince; gerçek anlamda başımızı döndüren bir showla arka arkaya inanılmaz tatlar masamıza yağmaya başladı. hangisine bakıp aşık olacağımı çözemedim ama hepsinin tadına baktığım doğrudur. evet fotoğraflarda da gördüğünüz gibi hepsinin görünümü, sunumu tadını da belli ediyor. 3 katlı milföyün arasında creme legere var. milföy çilek sorbe ve kırmızı böğürtlen ile servis ediliyor. fırınlanmış alaska adı ile servis edilen bezeli tatlının bezesi safranlı, içinde ise fıstıklı gelato dondurması… bitter çikolatalı kaymak ise ahududulu ve gülsuyu sorbe ile servis ediliyor, içeriğinde ise karamelli creme fraiche var. çikolatalı sufleye gelince, harika bir show ile servis ediliyor. bu tatlıların tadı hep dediğim gibi anlatılmaz yaşanır. spago artık i̇stanbul’da. ve henüz 1. ayını doldurmadan rezervasyonları günler öncesinden dolu. fiyatlara gelince; mekanın 3 ayrı menüsü var; bar menüsü, dinner ve lunch menüsü. fiyatlar çok göz korkutmuyor. mesela somon fümeli pizza 46 tl, tortellini; 38 tl, tatlılar ise; 24-28 tl arasında değişiyor. i̇stanbul gece hayatına bambaşka bir keyif getirecek olan spago’nun profesyonel mutfağından çıkan bu lezzetleri çok da profesyonel bir ekip sunuyor size.
0
cem
5
9 yıl önce
şişli
wolfgang puck 1982’de los angeles’ta ilk restoranını açtıktan sonra ünlülerin uğrak yeri haline gelen ve şimdi ise bir restoranlar imparatorluğunu yöneten iki michelin yıldızlı şef. 1995 yılından bu yana oscar törenlerinin menüsünü hazırlıyor ve her oscar töreni öncesinde ve sonrasında wolfgang puck‘ın yemekleri konuşuluyor.

sürekli müşterileri arasında sharon stone, jack nicholson, cindy crawford, goldie hawn, michael douglas, steve martin, opdah winfrey, leonardo dicaprio gibi pek çok ünlü bulunuyor.

spago

st. regis brasserie‘nin içinden ya da otelin lobisinden geçtikten sonra asansör ile 7. kata çıkıyorsunuz. asansör kapıları açıldığında neredeyse mutfağın içinde buluyorsunuz kendini. öylesine büyük ve öylesine kalabalık bir mutfak ki. her yerde bir hareket. personelin pek çoğu yabancı. türk olanlar bile yurt dışından gelmiş. türkçeleri çok iyi değil.

kocaman bir şarap dolabının yanından geçerek restorana ulaşıyorsunuz. ortam loştan biraz daha öte, azıcık karanlık. wolfgang şef için ışık çok önemliymiş. o sebeple hep bu tonlarda aydınlatma. restoranın sonuna doğru bize ayrılan odaya geçiyoruz. oda bize ait olduğu için neyse ki ışıkları biraz daha açtırabiliyoruz.

çok geniş bir kokteyl menüsü var spago‘nun. herkesi kendinden geçirecek kadar lezzetli kokteyller sunuluyor. her yudumda “bu ne ya böyle?” deyip birbirimize denettirdik bugüzeldeneyimi paylaşmak için. tavsiyelerimden biri; vodka, elderflower likör, lychee püresi içeren show me love. kendinizden geçmek için. sanırım bu kokteylin parfümünü yapsalar peşimize bir sürü kadın takılır. özellikle lychee meyvesi sevenler bu kokteyl karşısında eriyip gidecekler…

erimek demişken, kokteyllerin içinde gelen koca buz kütlesi “erimeyen buz yapmışlar” dedirtecek cinsten. siz içkinizi bitirene kadar içinde öylece bekliyor. erimeden.

kokteyllerin sunumu etkileyici değil. ama yemişim sunumu. tatlarına bir bakın siz.

yiyecek menüsü

menüde deniz ürünü çok. menü 3 çeşit. öğle yemeği menüsü, akşam yemeği menüsü ve bar menüsü. biz herhangi bir tercihte bulunmuyoruz. wolfgang şef bizim için seçimleri yapmış bile.

önce susam-miso konileri için de acılı tuna tartar geliyor. susamlı miso konileri tatlı his verirlen tuna tartarda çok lezzetli ve sert bir acı var. i̇ki tadın karışması harikulade.

füme norveç somonlu pizza, dere otlu creme fraiche, frenk soğanı, somon i̇ncileri… wolfgang şef’in spesyallerinden biri bu füme somonlu pizza. hafif yağlı dokusu ile fransız mutfağının olmazsa olmazı creme fraiche üzerine dizili fümelenmiş kalın somon dilimleri. herkes şaşkın. pizza çok iyi. ser bir taban üzerine oturtulmuş çıtır çıtır bir lezzet.,

kuzey amerika istakozu & kral yengeç “louis” kokteyli, acılı domates, yabanturpu sosu, altında panna cotta… altındaki yatağı çözene kadar canımız çıktı. baktık olmayacak sorduk. panna cottaymış. ama farklı şekilde hazırlanıyor. öyle bildiğimiz panna cottalardan değil. kıvamı da farklı biraz. apayrı bir lezzet katıyor.

buharda pişmiş hong kong usulü levrek, chili yağı, zencefil, bezelye, pak çoy lahana ile… buharda pişmesinden olacak ki levrek levrek değil bir lokum. herhalde bir kilo yenir rahat rahat. i̇nanılmaz bir sos var. öyle damla damla durduğuna bakmayın. muhteşem. tekrar edeyim muh-te-şem!

comte peynirli patates püresi ile servis edilen, fillet migron steak “au poivre” armagnac, biber soslu… et kimseye nasıl pişmesini istedikleri sorumadan az pişmiş olarak geliyor. tam bana göre. buradan açık mesajı alabiliyoruz sanırım. et yemesini bilmeyenlere et yok. öyle çok pişmiş tercihlere yanaşılmıyor. öyle lezzetli ki, en “az pişmiş et yemem” diyenimiz bile silip süpürüyor tabağı. comte peynirli patates püresi ise herkesin tabağına personel tarafından birazcık görsel bir şölen ile servis ediliyor.

tatlılar

tatlılar hem görsel olarak hem de lezzet olarak o kadar etkileyiciydi ki isimlerini aklımda tutmakta zorlandım. yukarıda ifade ettiğim şekilde erimeyen buz yaptıkları gibi erimeyen dondurma da yapmışlar sanırım. çok farklı kıvamda ve lezzette olan dondurmalar bir türlü erimek bilmiyor.

yediğimiz her tatlı ağızda çok yoğun izler bıraktı. dondurmasından, suflesine, çikolatasına kadar her lokma “vay be” dedirtti. bu sadece benim değil masanın ortak fikriydi.

çikolatalı sufle : creme fraiche, çikolata sosu, gianduja dondurması

milföy : kırmızı böğürtlen, ev yapımı milföy, çilek sorbe, gülsuyu creme legere
0
youfoodist
5
9 yıl önce
şişli
başlangıçlardan acılı tuna tartar tercih ettim. susam ve miso konilerinin içinde servis edilen acılı tuna tartarı özellikle biraz olsun acı severlere şiddetle tavsiye edebilirim. tunanın tadı bir yana o konilerin tadı inanılmazdı.

ana yemek olarak istakoz klüp sandviç ve izgara steak “frites” söyledik. istakoz klüp sandviç; cevizli ev yapımı ekmek arasında roka,domates ve tarragon aioli(tarhunlu mayonezli bir sos) ile sunuluyor. yanında da pancar,balkabağı ve havuç cipsleri ve turşu var. öğle yemeği için muhteşem bir seçim oldu. tatların birleşimi çok tatmin ediciydi. porsiyonlar yeterince büyük olduğundan bir kaç şey paylaşabilirsiniz.

izgara steak frites yani ızgara antrikot patates kızartması, yeşil chili harissa sos ve yabani roka salatası ile servis ediliyor. et o kadar iyiydi ki yanında hiçbir lezzet aramadım. patates kızartmasını da tabaktaki sosları da etime karıştırmadım çünkü antrikot çok lezzetliydi! porsiyonlar yeterince büyük olduğundan birkaç yemek deneme açısından paylaşımlık söylemenizi tavsiye ederim.

tatlı olarak kulağa en değişik gelen fırınlanmış alaska söyledim. safranlı beze, altında ince bir kek tabanı içinde ise fıstıklı italyan dondurması var. çikolatasız tatlıya tatlı demem kuralımı birgüzelyıkıp neredeyse tabağı yalıyorum:)

harika bir yemek deneyimi, ilgili servis elemanları ve başarılı bir chef ile birleşince bu mekanı tavsiye etmemek mümkün değil. chef wolfgang’in her masa ile ayrı ayrı ilgilenmesi de beni cezbeden yanlarından biri oldu.



0
oturum aç
hesap oluştur